Kripto Borsalarında Risk Yönetimi Ve Siber Güvenlik
Kripto Borsalarında Risk Yönetimi son derece önemlidir. Teknoloji çağında yaşarken maddi veya manevi zarara uğramamak için hem riske hem de güvenlik koşullarına dikkat etmek gerekiyor. Bu durum yalnızca günlük yaşamda değil kripto borsalarında da geçerlidir.
Kripto borsalarında risk yönetimi ve siber güvenliğe bakıldığında hangi işlemin nasıl gerçekleştirildiğinden güvenlik koşullarına kadar her bir detay oldukça fazla öneme sahip.
Bu haftanın içeriğinde sizlere kripto borsalarında risk yönetimi ve siber güvenlik şartlarına dair pek çok detaydan bahsedeceğim. Çünkü borsada atacağınız yanlış bir adım doğru yatırım kararlarınızı dahi olumsuz etkileyebilir. Hazırsanız konuyu detaylandırabiliriz.
Kripto Borsalarında Risk Yönetimi Nedir Ve Neden Hayati Öneme Sahiptir

Kripto borsalarında risk yönetimi, yatırımların olumsuz etkilenmemesi adına öğrenilmesi gereken ilk unsurdur.
En temel ifadeyle kripto borsalarında risk yönetimi, borsanın başına gelebilecek tüm tehditlerin önceden görmesi ve yatırımcının maddi kayba uğramasını önleyecek sistemler kurmasıdır diyebilirim.
Kripto borsalarında risk yönetimi sistemleri oldukça geniş bir kapsama sahiptir. Siber güvenlik açıklarından operasyonel problemlere, likidite aksaklıklarından regülasyon değişimlerine kadar geniş bir yelpazeden söz ediyorum.
Zor olsa da imkansız olmayan bu sistemdeki amaç, yatırım risklerini ortadan kaldırmak değil, yaşanabilecek aksaklık ihtimallerinin borsa ve yatırımcılar üzerindeki etkisini belirli bir seviyede tutmaktır.
Borsada risk yönetimi, sanılanın aksine teknik bir güvenlik unsurundan çok daha fazlasıdır. Evet, güvenliği sağlar ancak aynı zamanda borsanın mantığını, karar alma süreçlerini ve kriz anlarında nasıl hareket edilmesi gerektiğini de baştan sonra etkileyen bir çerçeve oluşturur.
Yani bir nevi zor anlarda karanlık yolu aydınlatan ışık görevi üstlenir. Arkaplanda kontrol mekanizmalarının gelişmemiş olduğu borsalarda, yaşanan en ufak aksaklık dahi büyük problemlere yol açabilir.
Kripto borsalarının pamuk ipliğine bağlı olan yapısı düşünüldüğünde ise tür aksaklıkların kullanıcıların güvenini doğrudan zedeleyebileceğini söylemek çok da zor değildir.
Bir yatırımcı olarak değerlendirdiğimde kripto borsalarında risk yönetiminin son derece önemli olduğunu söyleyebilirim. Çünkü bir fon, borsaya aktarıldığında artık yatırımcının kontrolünden çıkar ve tamamen platformun egemenliği altına girer.
Güçlü risk yönetimine sahip olan platformlar, bu noktada piyasa dalgalanması olsa dahi işlemlerin sürdürülebilir olmasını sağlar ve ani değişimlerin kullanıcıları etkilemelerini önler. Bu durum yatırımcıların maddi açıdan korunmasını sağlar.
Siber Tehditlere Karşı Kripto Borsalarında Risk Yönetimi Nasıl Uygulanır
Kripto para borsaları, içinde oldukça fazla yatırım bulundurduğu için siber tehditlerin odak noktasıdır diyebilirim. Bu yüzden kripto borsalarında benimsenen risk yönetimi, kurumun güvenilirliğini doğrudan ortaya koyar.
Saldırılara karşı alınan etkili bir güvenlik önemli, saldırıların yalnızca sonuçlarını değil, ortaya çıkma ihtimallerini de hesaba katar. Siber tehditlere karşı kripto borsalarında risk yönetiminin nasıl uygulanabileceğini şu şekilde açıklamam doğru olacaktır:
Risk Yönetimi Nasıl Uygulanır?
- Borsanın hangi sistemlerinin yüksek risk altında olduğuna bakılır. Kullanıcı fonlarının yer aldığı altyapılar, cüzdan yönetim sistemleri ve işlem araçları siber risk yönetiminin aktif olması gereken alanlardır.
- Sistemler sürekli takip edilir. Olağandışı bir davranışın tespit edilmesi durumunda anında müdahale gerçekleştirilir. Erken tespit ve müdahale, saldırının boyutu değişmeden kontrol altına alınmasını sağlar.
- İlgili kişiler sadece belirli alanlara erişim sağlar. Bu durum, içeriden kaynaklanan riskin ciddi oranda azalmasını sağlar. Yetkilerin göz önünde bulundurulması söz konusu sürecin önemli bir parçasıdır.
- Düzenli olarak penetrasyon testleri ve güvenlik denetimleri gerçekleştirilir. Gözden kaçan açıklar ortadan kaldırılır.
- Olası bir siber saldırı durumunda izlenecek yollar önceden belirlenir. Birincil ve ikincil kriz planlarının olması kullanıcı varlıklarının yanı sıra borsanın itibarının korunması adına da son derece önemlidir.
- Teknik önlemlerin yanı sıra insan hatasından kaynaklanan risk unsurlarının da göz önünde bulundurulması gerekir. Çalışanlara sürekli olarak eğitim verilebilir ve bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştirilebilir.
Tüm bu adımlar siber tehditlere karşı kripto borsalarında risk yönetimi sağlanması için önemlidir. Aksi halde borsa ve kullanıcı güvenliği tehdit altına girecektir.
Operasyonel Riskler İçin Kripto Borsalarında Risk Yönetimi Yaklaşımları
Kripto borsalarında yaşanabilecek riskler göz önünde bulundurulduğunda akla ilk olarak siber saldırılar gelse de operasyonel sorunlar da ciddi bir tehdit oluşturur.
Burada aklınıza dahi gelmeyecek son derece geniş bir yelpazeden söz edebilirim. Süreç aksaklıklarından tutun da sistem hatalarına, insan kaynaklı yanlışlardan yetersiz organizasyonel yapıya kadar oldukça fazla etken bulunur.
Söz konusu riskler çok zor fark edildiği için yaşanan en ufak aksaklık dahi kullanıcı güveninin temelden sarsılmasına neden olur. Bu risklere karşı alınan önlemleri ve benimsenen yaklaşımları ise şöyle sıralayabilirim:
Önlem ve Yaklaşımlar
- Her bir işlem önceden belirlenen standartlara bağlanır. Yani demek istiyorum ki insanlar kafalarına göre alım satım gerçekleştiremezler. Para yatırma ve çekme işlemleri de dahil olmak üzere her bir adım yazılı kurallara tabidir. Standartlaştırılmış işlemler, hata oranını düşürür ve operasyonel olarak istikrar elde edilmesini sağlar.
- Belirlenen kurallar sözlü olursa sistem karışıklığı kaçınılmaz sondur. Bu yüzden platformlar belirlemiş olduğu kuralları yazılı hale getirirler. Söz konusu yazılı hale getirme işlemi, bilgi kayıplarını engeller ve kurumsallığı göz önüne çıkarır.
- Yazılım güncellemeleri ve diğer anlık işlemler canlı sistem üzerinden gerçekleştirilmez. Deneme panelleri üzerinden yürütülür. Bu durumun nedeni tam da tahmin ettiğiniz gibi herhangi bir teknik aksaklık yaşanması halinde kullanıcıların etkilenmesini önlemektir.
Kripto Borsalarında Risk Yönetimi Ve Kullanıcı Varlıklarının Korunması
Kripto borsalarında risk yönetimi ve kullanıcı varlıklarının korunması sadece bir parametreye bağlı değildir. Şöyle düşünün geleneksel yatırım araçlarında güvenliği sağlamak için yalnızca bir adet önlem almak yeterli midir?
‘Yastık altı’ olarak bilinen yatırım şeklinde maddi varlığın sadece yerini gizleyip kapıyı kilitlemezseniz ne olur? Sizler için ben yanıtlayayım, yatırımın zarara uğraması veya çalınması kaçınılmaz bir hal alır.
Tıpkı bu geleneksel yatırım yöntemlerinde olduğu gibi kripto borsalarında da risk yönetimi ve kullanıcı varlıklarının korunması için çeşitli önlemler alınır.
Bu önlemleri şöyle sıralayalım:
- Kripto borsalarında risk yönetimi yapmanın temel amacı, kullanıcı varlıklarının piyasadaki dalgalanmalardan, platformlarda yaşanan teknik aksaklıklardan ve siber saldırılardan korunmasıdır. Bu yüzden yatırımın yapıldığı borsanın risk yönetimi altyapısı hayati bir öneme sahiptir.
- Borsalar, kullanıcıların varlıklarını korumak adına genellikle soğuk cüzdan kullanırlar. Daha önceki yazımda bahsetmiştim ancak soğuk cüzdanı bilmiyorsanız, internete bağlı olmayan yatırım alanları olarak aklınızda tutabilirsiniz. Soğuk cüzdanlar doğrudan internete bağlı olmadıkları için siber saldırıya uğrama riskleri daha azdır.
- Yalnızca dış faktörlere karşı önlem almak riski düşürmek için yeterli değildir. Bu yüzden iç risk yönetimi çalışmalarında otomatik likidasyon ve marjin çağrı sistemleri kullanılır. Söz ettiğim durumun ciddiyetini anlamıyorsanız eğer şunu söylemek isterim ki ilgili sistem zincirleme iflasların önüne geçer. Yani aslında değeri göz ardı edilemeyecek kadar fazladır.
- Kullanıcılar için iki faktörlü kimlik doğrulama sistemleri geliştirilir. Bu sistem, para çekme ve borsada gerçekleştirilen diğer işlemlerin güvenliğini sağlar.
Bahsettiğim bu risk ve güvenlik önlemlerinin yanı sıra düzenli olarak gerçekleştirilen deneyimler, kriz senaryoları ve acil durum fonları da kullanıcıların maddi zarara uğramamaları için tercih edilir.
Çoklu İmza Ve MPC İle Kripto Borsalarında Risk Yönetimi
Kripto para borsalarında risk yönetimini sağlamak için çeşitli teknik yöntemlerden yararlanılır. Bu noktada size bahsedeceğim iki gelişmiş koruma mekanizması var. İlki çoklu imza, ikincisi ise MPS adını verdiğimiz çok taraflı hesaplama teknolojisi.
Kulağa karışık geldiğini biliyorum. Ancak bazı bilgilere sahip olduğunuzda ikisinin de temelde işleyişi son derece anlaşılırdır. Çoklu imza (Multi-Signature), herhangi bir işlemin gerçekleştirilebilmesi için birden fazla anahtarın kullanılmasıdır diyebilirim.
Yani, risk anında ikincil ya da üçüncül şahısların, tek bir anahtara sahip olmaları varlıkları ele geçirebilmeleri için yeterli değildir. Bu yöntem, kripto borsalarında risk yönetimi yaparken sıklıkla tercih edilir ve güvenlik açıklarını büyük oranda ortadan kaldırır.
MPC (Multi-Party Computation) teknolojisi ise borsada kullanılan anahtarların tek bir yerde oluşturulmaması ve saklanmamasını ifade eder. Anahtar, çeşitli parçalara ayrılır ve her bir parçası farklı yerde tutulur. Borsada bir işlem gerçekleştirilirken anahtarların birleştirilmesi gerekir.
Bu durum hem içeriden kaynaklanabilecek güvenlik açıklarını engeller hem de siber saldırıları önler. İki teknolojinin de borsalar için son derece avantajlı olduğu göz ardı edilemeyecek bir gerçek. Çünkü MPC teknolojisi, en başta anahtar yönetimi riskini minimize eder.
Bunun yanı sıra hızlı bir işlem olduğu için kullanıcı memnuniyetini de artırır. Çoklu imza ise sistemin denetlenebilirliğini sağlar. Yatırımcıların bu noktada şeffaflığı beğenmemeleri ve istememeleri söz konusu değildir. Çoklu imza sistemi özellikle kurumsal yatırımcıların gözbebeğidir.
Regülasyonlara Uyumda Kripto Borsalarında Risk Yönetimi Stratejileri
Biraz önce de bahsettiğim gibi kripto borsalarında çeşitli güvenlik önlemlerinin ve risk yönetimi stratejilerinin alınması gerekir. Yani sadece siber saldırıdan koruyorum, gerisi önemli değil demek yapılabilecek en büyük hatalardan biri olur.
Siber saldırılardan korunmak kadar önemli olan bir diğer durum da yasalara uygun hareket etmektir. Regülasyonlar bir nevi uyulması gereken kurallar bütünüdür.
Yasalar doğrultusunda oluşturulur ve sistemin güvenilir bir şekilde işlemesi için öneme sahiptir. Çünkü kurallara uymayan bir borsa, ne kadar iyi işlerse işlesin uzun vadede ayakta kalamaz.
Her ülkede kriptoya dair farklı yasalar bulunduğu için borsaların bu kuralları takip eden ve riski azaltan bir sistem kurması şarttır. Bu süreçte izlenen ilk adım, borsaya giriş yapan kullanıcıların gerçekten kim olduklarının bilinmesidir.
KYS ve AML denilen sistemler, kişilerin kim olduğunu kontrol eder. Bunun yanı sıra kara para gibi yasa dışı paraların da sisteme girmesini engellemeyi amaçlar. Eğer şüpheli bir işlem veya para hareketi tespit edilirse erken zamanda müdahaleyi mümkün hale getirir.
Söz konusu kripto borsalarında risk yönetimi stratejisi, hukuki problemlerden korunmayı sağlar. Regülasyonlara uyumda bir diğer önemli konu ise kullanıcıların hangi ülkeden sisteme giriş gerçekleştirdikleridir.
Bazı ülkelerde kriptoya dair kurallar net sınırlara sahip değildir. Bu yüzden söz konusu bölgelerden işlem gerçekleştiren kullanıcılara ekstra kontroller yapılır. Böylece borsa, uluslararası alanda kurallara aykırı işlemler yapılmasını önler.
KVKK ve GDPR adı verilen veri koruma sistemleri de regülasyonlara uyumda tercih edilir. Kullanıcı ve işlem bilgilerinin nasıl saklanacağını açık bir şekilde belirler. Bu kurallara uymak ise hem kullanıcıların güvenliğini sağlar hem de borsayı ciddi para cezalarından korur.
Siber Saldırılara Karşı Kripto Borsalarında Risk Yönetimi Önlemleri
Borsaları, içinde çok fazla kişinin parası bulunan büyük binalar gibi düşünün. Bu binaların giriş kısmında yer alan kapılar ve alarmlar her ne kadar güçlü olursa olsun hırsızlar ekstra bir yol ararlar. Siber saldırılar da buna çok benzer.
Hackerlar, borsalarda en ufak bir zayıflık ve güvenlik açığı bulduklarında söz konusu durumu fırsata çevirmeye çalışırlar. Borsalar, ‘‘saldırı olursa ne yaparız?’ sorusundan çok ‘saldırının gerçekleşmesini nasıl önleriz’ kısmına odaklanırlar.
Bu doğrultuda alınan önlemler ise şöyledir:
- Varlıkların saklanmasında soğuk cüzdanlara başvurulur.
- Çoklu imza ve MPC sistemleri tercih edilir.
- Acil durum planları oluşturulur.
- Çalışanlara siber güvenlik eğitimleri verilir.
- DDoS saldırılarına karşı ağ güvenliği çözümleri geliştirilir.
- Periyodik olarak sızma testleri yapılır.
Aslında her biri basit birer adım gibi görünür ama bir araya geldiklerinde güçlü bir yapı oluştururlar. Siber güvenlik eğitimi olmadan risk azalmadığı gibi periyodik sızma testleri yapılmadan da güvenlik sağlanamaz.
Önlemlerden bahsetmişken Sun Tzu’nun şu sözünü hatırlatmak istiyorum: ‘Gerçek zafer, savaşmadan kazanılan zaferdir’. Yani demem o ki siber saldırıya uğradıktan sonra çözüm bulmak bir marifet değildir. Asıl başarı, saldırıya uğramamaktır.
İç Denetim Süreçlerinde Kripto Borsalarında Risk Yönetimi Nasıl Sağlanır
Dış faktörlerden gelecek olumsuzlukları engellemek elbette önemlidir. Ancak bazen hiç düşünülmüyor olsa da iç denetim de bir o kadar öneme sahiptir.
Evet, herkes işini yapıyor olabilir. Hatta her şey yolunda gidiyor gibi de görülebilir. Ancak kontrol elden bırakıldığında istenmeyen sorunların ortaya çıkması kaçınılmazdır.
Bu yüzden kripto borsaları da dahil olmak üzere iç denetim pek çok alanda gereklidir. İç denetimi kripto borsalarında değerlendirdiğimde paranın giriş çıkış işlemlerinden, sistemlerin düzgün kullanılmasına kadar oldukça geniş bir alanı kapsadığını söyleyebilirim.
Kullanıcıların borsaya yatırdıkları paraların doğru yerlerde tutulması ve para çekme işlemlerinin kurallara uygun yapılması düzenli olarak kontrol edilir. İç kontroller, hem teknik hataları önler hem de insan kaynaklı risklerin erkenden fark edilmesini sağlar.
Söz konusu işlemler için tüm yetkiler bir kişiye verilmez. Böylece hata ve suistimal ihtimali azaltılır. Herkes birbirini dolaylı yoldan kontrol ettiği için iç faktörlerden kaynaklanan iyi niyet suistimallerinin önüne geçilir.
Tüm bunların beraberinde otomatik izleme ve raporlama sistemleri de iç denetim için önemlidir. Anormal işlemler, beklenmeyen para hareketleri ve sistem hataları otomatik sistemlerle izlenir.
Sistemin otomatik olması, manuel kontroller sırasında gözden kaçan risklerin anında fark edilmesini sağlar.
Büyük Ölçekli Platformlarda Kripto Borsalarında Risk Yönetimi Zorlukları
Kripto borsalarında risk yönetimi, küçük platformlara oranla daha zordur. Gün içinde binlerce insanın işlem yaptığı bu alanlarlar adeta bir alışveriş merkezi gibidir.
Sürekli para akışı gerçekleşir ve insan sayısı arttıkça hem güvenliği hem de düzeni sağlamak zorlaşır. Bu noktada birden fazla zorluktan söz edebilirim ancak ilk sırada aynı anda çok sayıda işlemin güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesi yer alır.
Milyonlarca kullanıcı aynı anda alım satım gerçekleştirebilir. Durum böyle olunca sistemlerde ciddi bir trafik ve yük oluşur. En küçük aksaklık dahi işlemleri yavaşlatabilir veya durdurabilir.
Güvenlik tehditlerinin artması ise bir diğer önemli sorundur. Büyük çaplı borsalar, daima hackerların hedefinde yer alır. Bu yüzden düzenli olarak saldırı girişimleri gerçekleştirilir. Küçük çaplı platformlarda işe yarayan önlemler, büyük borsalar için çoğu zaman yetersiz kalır.
Kripto para borsalarında insan kaynaklı riskler de bulunur. Çok sayıda çalışan ve farklı ekiplerin olması iletişim kopukluklarına neden olabilir. Bunun sonucunda çeşitli yetki karmaşaları ve hatalar görülebilir. Söz konusu durumun iç denetimi zorlaştıracağı da gözle görülür bir gerçektir.
Borsalar, birden çok ülkeye ve farklı uyruktaki insanlara hizmet verdikleri için yasal problemlerle de karşı karşıya kalabilirler. Her ülkenin kurallarının farklı olabileceğini söylemiştim. Kurallardan kaynaklı aksaklıklar ve problemler yaşamamak adına da ciddi bir planlama yapılması gerekir.
Gelecekte Kripto Borsalarında Risk Yönetimi Ve Siber Güvenlik Trendleri
Kripto para borsalarının hızlı bir şekilde büyümesi, risk yönetiminin yanı sıra siber güvenlik alanında da yeni yaklaşımların ortaya çıkmasını zorunlu kılıyor. Gelecek zamanları değerlendirdiğimde, bu alanlarda kullanılacak teknolojilerin daha kullanıcı odaklı olacağını söyleyebilirim.
Tahmin edersiniz ki sistemlere yapay zeka dahil olacak ve internet tabanlı uygulamalar geliştirilecek. Manuel kontroller ise büyük oranda ortadan kalkacaktır. Çünkü bilgisayarlar ve internet üzerinden gerçekleştirilen kontroller hem zamandan hem de enerjiden tasarruf etmeyi sağlayacaktır.
Bu durum kulağa korkutucu ve endişe verici geliyor olabilir ancak ben siber saldırılara karşı ekstra güvenlik sağlayacağını düşünüyorum. Günün sonunda gelecekte neler olacağını hep birlikte göreceğiz.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere,
Anıl UZUN


