İşletmeler İçin İklim Değişikliğinin Finansal Etkileri

İşletmeler için iklim değişikliğinin finansal etkileri doğrudan gözlemlenebilir. Sıcaklıklar, kuraklık etkisi, doğal afetler gibi süreçler üretim kapasitesini etkilemektedir. Enerji maliyetleri yükseldikçe tedarik zincirlerinde de aynı oranda ciddi bozulmalar meydana gelebilir. 

Bu sebeple üretim ve tarım sektörüne yönelik her türlü işletme iklimsel değişiklikten doğrudan etkilenmektedir. Bu durum dolaylı yoldan hizmet ve finans sektörlerinde de farklı riskleri beraberinde getirir.

İşletmelerde ekonomik açıdan zararı tetikleyen bu süreç yatırımsal varlıkların değerinde düşüşleri tetikleyebilir. İklimsel riskleri stratejik planı içerisine dahil eden işletmeler genellikle daha uzun vadeli hale geliyor.

En azından sürdürülebilir bir iş modeli hayata geçirmek isteyenlerin artık günümüzde iklimsel değişiklikleri göz önüne alarak finansal avantajlar elde etmesi mümkün oluyor.

Bu dönüşüm sürecine ne kadar hızlı adapte olunabilirse yatırımcının ilgisi aynı yönde çekilebiliyor. Kredi riskleri de yine aynı oranda azaltılabiliyor.

İklim Değişikliğinin Finansal Etkileri Nelerdir?

İklim değişikliğinin finansal etkileri nelerdir

İklim değişikliğinin finansal etkileri anlamak için çok katmanlı bir süreci detaylı olarak incelemek gerekiyor. Fiziki açıdan zarar verebilecek doğrudan bir etkiden söz edilebileceği gibi ekonomik bir bozulmayı tetikleyebilecek dolaylı bir etkiden söz edilebilir.

İklim değişikliğinin finansal etkileri sistem üzerinde dalga boyu kırılmaları beraberinde getirir. Sigorta primlerinin artması tedarik zincirlerinde kesilmeler ekonomik bozulmalar ve piyasadaki belirsizlikler dalga boyunda yayılır.

Fiziki açıdan oluşan riskler geri döndürülemez hasarları beraberinde getirir. Üretim tesislerinde oluşabilecek hasarlar lojistik altyapıyı derinden etkileyebilir. Bazı durumlarda geçici geçiş riskleri de oluşabilir.

İş modelindeki karlılığı doğrudan etkileyecek. Bu riskler düzenlemeler emisyon sınırları ve karbon vergilerinde açığa çıkar. Sadece finansal açıdan sektörü etkileyen bir durum değil tüketici davranışlarını da etkileyen bir sürecin varlığından söz edebiliriz.

İşletmeler gelir akışında oluşabilecek dalgalanmalar ile maliyetlerde artışlarla karşı karşıya gelebilir. İklim değişikliğinin finansal etkileri belirsiz bir maliyeti beraberinde getiriyor. İklimsel riskler ortaya çıkan yeni projeleri etkilerken aynı zamanda yanlış yatırım kararları alınmasına sebep olabiliyor.

Artan maliyetlerle beraber sermayede oluşan dengesizlik yatırımcı ve bankalar açısından da farklı ve önlenemez bir süreç ortaya çıkarıyor. Bu sebeple iklim sadece finansal açıdan değil ekonomik yapılanma sürecinde halkanın bütün zincirlerini etkileyen bir problem haline gelebilir.

İşletmeler İçin İklim Değişikliğinin Finansal Etkileri Nasıl Ölçülür?

İşletmeler için iklim değişikliğinin finansal etkileri pozitif yönde somut olarak ölçülebilir fiziksel riskler ile geçiş döneminde oluşan riskler iki farklı kategoride incelenir. Fiziksel riskler genellikle coğrafi konumdan dolayı ortaya çıkan farklı senaryoları içerir.

Operasyonel süreçlerde yaşanan kesintilerden oluşan maliyetler de aslında fiziksel risk kategorisinde değerlendirilir. Geçiş riskleri genellikle düzenleyici değişikliğinden kaynaklanan risklerdir.

Teknolojik değişimler, karbon fiyatlaması, pazardan gelen talepler bu süreci etkiler. Faaliyet sırasında oluşacak maliyetlerin ne kadar artacağı ürünler arası rekabetin gücü gibi farklı temalar üzerinde yoğunlaşılır.

Sigorta Sektörü Üzerinde İklim Değişikliğinin Finansal Etkileri

Sigorta sektörü üzerinde iklim değişikliğinin finansal etkileri gözle görülür şekilde fark edilebilir sonuçlar ortaya çıkarıyor.

Doğal afetlerde artan şiddet, tazminat maliyetleri ya da primler dolaylı olarak yukarı yönlü çekiliyor. İklim kaynaklı risklerde oluşan değişiklikler elde bulunan modelin farklılaşmasına ve geçerliliğini yitirmesine sebep olabiliyor.

Bu durum sigorta primlerinde yükselmeyi tetiklerken bazı bölgelerde yüksek risk taşıyor. Sigorta kapsamı böyle bir ortamda daha daralırken piyasadan çekilmeler başlıyor. Hane halkı üzerinde ve işletmelerde finansal korumanın geriye çekilmesine sebep olabiliyor. 

Sigorta şirketleri portföy’de oluşabilecek riskleri yönetebilmek amacıyla farklı kriterler açığa çıkarmaya başladı. Bu yeni gelişim sürecinde maliyetlerin artmasını azaltabilmek ve sigortacılıktaki kapasiteyi daha da açığa çıkarmak hedef alınıyor. 

Zıttı bir durumda olası büyük felaket durumlarında sigorta korunma derecesi yetersiz kalabiliyor. Burada önemli olan riskleri azaltarak yatırım sürecine adapte olabilmek prim indirimleri ya da risk paylaşım mekanizmalarına olumlu yönde geliştirebilmektir.

KOBİ’ler İçin İklim Değişikliğinin Finansal Etkileri Ve Riskler

KOBİ’ler için iklim değişikliğinin finansal etkileri ile riskler doğrudan gözlemlenebilir. Genellikle sınırlı bir sermayeye sahip olan KOBİ’lerde iş modelinin esnekliğini yitirmesi ya da likidite düşüklüğü iklimsel risklere karşı savunmasız hale getiriyor.

Fiziksel açıdan oluşabilecek tüm riskler üretimde durmayı tetiklerken hammadde maliyetleri artırıcı bir etki görevi üstleniyor. Müşterinin var olan talebi düşerken küçük işletmelerde genelde tedarik zincirinde kırılganlıklar yetersiz cevaplarla karşı karşıya kalıyor.

Sigorta primleri yükseldikçe ya da sigorta erişimi kısıtlanan maliyetler doğrudan artıyor ve iflasa dönük bir risk boyutu oluşuyor. KOBİ’lerin finansmana erişimi noktasında iklimsel riskler nedeniyle bir zorluk başlıyor.

Bankalara verilen kredi iklim riskini açığa çıkararak KOBİ’lerin kredi maliyetlerinde artışa tetikliyor ya da kredi limitlerinde düşüşe sebep olabiliyor. Bu sebeple KOBİ’ler için en mantıklı çözüm yolu maliyeti düşük adaptasyonlu yatırımlara yönelmektir.

Enerji açısından verimliliği açığa çıkaracak her türlü uygulama ile yerel riskleri azaltacak projelere yönelmekte bir çare olabilir. Kamusal destekler, mikrofinans ürünleri ile hibe destekleri de yine KOBİ’lerin iklimsel değişim sürecine uyum aşamasını kolaylaştıran bir etki görevi görüyor. 

Küresel ısınma kaynaklarda oluşan kıtlık ve aşırı baskıdan kaynaklı KOBİ’lerde ciddi tehditler meydana gelebiliyor. Bunun en önemli sebebi küçük ve orta ölçekli işletmelerin sermaye ve kaynak bakımından sınırlı olmazsa olarak görülebilir.

Operasyonel faaliyetlerdeki bu kısıttan kaynaklı olarak karbon ayak izini azaltma ya da enerjide verimliliği arttırmaya yönelik yeterli bütçesi bulunmayan KOBİ’ler farklı risklerle karşı karşıya kalıyor.

Üretim sürecinden tedarik aşamasına kadar farklı finansal zararlar açığa çıkarıyor. Gıdadan tekstile, tarımdan enerji sektörüne kadar farklı alanlarda iklim olayları sebebiyle üretimde duraklamalar yaşanabiliyor.

Hammadde Tedariğinde Gecikmeler Yaşanması 

Hammadde tedarikinde yaşanan gecikmelerde maliyetlerde artışları tetikliyor. Bazı durumlarda tedarik zincirlerinde kesintiler meydana geliyor. Sigorta maliyetleri artarken sigorta kapsamında kısıtlılık oluşuyor. Bu durum gelir kaybında azalmaya ve nakit akışında bozulmalara sebep oluyor.

Karbon ekonomisine uyum sürecinde farklı maliyetleri adapte olabilmekte zorlaşılıyor. KOBİ’ler için maliyeti yüksek yükler geçiş sürecini sıkıntılı hale getiriyor. Enerji verimliliğine yönelik yatırımlar başta olmak üzere yeşil sertifikasyon giderleri de bir hayli can sıkıcı olabiliyor.

Finansal kurumların yeşil dönüşüm sürecini oluşturdukları baskı yükselen faiz oranlarını beraberinde getiriyor. Bu durum karbon sınır vergisinde mali yükleri tetikliyor. Marka değeri ister istemez tehlikeye giriyor.

Müşteri kaybından olumsuz bir algıya sebep olurken iklim değişikliğine karşı kayıtsız kalan her türlü KOBİ yatırımcı güvenin de azalmaya sebep olabiliyor. Bu durum dolaylı yoldan Avrupa pazarında rekabet avantajını geriye çekiyor.

KOBİ’ler için özellikle son yıllarda yeşil finansal sistemlere dönüş süreci bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Bu sebeple sürdürülebilir ve yeşil enerjiye dönük yatırımsal araçların kullanılması KOBİ’ler için büyük önem arz ediyor.

Yatırım Stratejilerinde İklim Değişikliğinin Finansal Etkileri

Yatırım stratejilerinde iklim değişikliğinin finansal etkileri

Yatırım stratejisinde iklim değişikliğinin finansal etkileri gözle görülebilir bir boyuttadır. Yatırımcılar iklim değişikliğini portföy riskini tanımlayarak gözlemleyebilir. Fosil yakıta daha çok yönlenen sektörler ile farklı düzenlemeler ile değer kaybı riski taşırlar.

Yenilenebilen enerji ile enerji de verimlilik farklı büyüme fırsatları açığa çıkarıyor. Yatırım stratejileri, iklim riski entegrasyonu, karbon ayak izi azaltma hedefleri ile uyumlu bir süreci yapılandırılmış halde ortaya koyuyor.

Kurumsal yatırımcılar portföylerinde oluşan stres testini daha hızlı geçerek farklılaştırılmış iklim senaryolarına karşı güncellenmiş bir getiri profili oluşturuyor.

Sabit getiriye sahip bir piyasada devletlerin sürdürülebilir projelere odaklanan yeşil tahvilleri ile risk primleri daha farklı beklentiler açığa çıkarabiliyor. Yatırımcılar açısından konuya yaklaştığımızda daha çok etkin bir risk yönetim senaryosu açığa çıkıyor.

Tedarik Zincirinde İklim Değişikliğinin Finansal Etkileri

Tedarik zincirinde iklim değişikliğinin finansal etkileri sert şekilde hissedilebiliyor. Özellikle üretimi merkezde tutan tedarik zinciri şirketleri hammadde kıtlığı, lojistik ağlarında yaşanabilecek kesinti ya da maliyetlerde ani artış gibi farklı krizlerle karşılaşabiliyor.

Küreselleşen tedarik zincirleri coğrafi yoğunlaşma ile beraber farklı riskler taşıyor. Stok maliyetleri, müşteri kaybı ve gecikme cezaları gibi finansal açıdan büyük zararları öne çıkıyor.

İşletmeler ekonomik açıdan tedarik zincirinde oluşan riskleri azaltabilmek adına çoklu tedarikçi stratejilerine yöneliyor. Bunlar dijital izlenebilirlik yerelleştirme faaliyetleri gibi farklı yatırım alanlarını beraberinde getiriyor.

Alınan tüm bu önlemler kısa vadede maliyetlerde artışı tetiklese de uzun vadede operasyonel sürekliliği kolaylaştırıyor. Öte yandan tedarik zincirlerine olan güvende aynı oranda artıyor.

Bankacılıkta İklim Değişikliğinin Finansal Etkileri Ve ESG Yaklaşımı

Bankacılık sektöründe iklim değişikliğinin finansal etkileri doğrudan risklere maruz kalabilir. Enerjiden tarıma, emlaktan işletmelere kadar hemen her alanda yoğun bir iklim riski görülebiliyor.

Bu durum beraberinde sektörel olarak kredi vadelendirmesinde geri dönülmez bir süreci tetiklerken teminat değerinde düşüşe sebep olabiliyor. Böyle bir ortamda bankaların kredi değerlendirme süreçleri de iklim faktörlerinden doğrudan etkileniyor.

Teminata dönük iklim duyarlılığı yeniden değerlendirmeye alınırken kredi portföyünde çeşitlendirilmiş bir sürece başvuruluyor. Kredi maliyetlenmesi iklimlendirmede riskler dikkate alındığında kredi fiyatlarını etkilerken erişimde değişimi tetikleyebiliyor.

ESG yaklaşımı üzerinden süreci ele aldığımızda farklı bir tablo ile karşılaşıyoruz. Çevresel, sosyal ve yönetişim yani ESG yaklaşımı açısından bankacılıkta risk yönetimi farklı bir ortama taşınıyor. Bankaların sürdürülebilirlik kriterlerine daha çok uyum sağlayan kredi limitleri açığa çıkıyor.

Sürdürülebilir bir yatırım ile yeşil krediler yatırım sürecinde ortaya konan ürünler arasında kabul görüyor. Bunun yanı sıra regülatörler bankaların iklim stres testlerine maruz kalarak sermaye de yeterliliği ve açıklamada zorunlulukları beraberinde getiriyor.

Böyle bir ortamda bankalar hem müşterilerine sürdürülebilir bir yatırım imkanı sunarken teşvik açısından portföyü dayanıklılığını da vaat ediyor. 

Bankacılık Faaliyetleri ve Olası Riskler

İklim değişikliğinin finansal etkileri fiziksel açıdan bankacılık faaliyetlerini riske atabiliyor. Bankacılıkların kredi vermiş olduğu işletmeler ile bireyler bu süreçten doğrudan etkileniyor.

Gayrimenkul yatırımlı teminat odaklı krediler sel ya da doğal afet bölgelerinde daha çok değer kaybı yaşayabiliyor. Tarım sektöründe faaliyet gösteren firmalar üretimsel kayıplar sebebiyle kredilerini ödeyemez hale gelebiliyor.

Bazı durumlarda bankalar düşük karbonlu ekonomiye geçişte uyum zorluluğu yaşayabiliyor. Sürdürülebilirlik stratejisini benimseyemeyen bankalar rekabetin gerisinde kalıyor. İtibar kayıpları oluşurken yatırımcının ilgisi yavaş yavaş azalmaya başlıyor.

Uluslararası fonlarda daha çok maliyeti yüksek kaynaklara erişim sağlanabilirken rekabetin gerisinde kalınabiliyor. İklimsel riskler finansal riskleri beraberinde getiriyor. Böyle durumda bankaların portföylerinde daha çok düşük karbonlu yatırımlara yönelmesi önemli görülüyor.

Sürdürülebilir bir finansman modeli ile hareket edilmesi ve her zaman için ESG kriterlerinin stratejik plan içerisinde hedefte yer alması dikkate alınıyor. Fiziksel açıdan daha çok banka varlıkları ve portföy üzerinde tehlike oluşuyor.

Genellikle sigorta şirketleri yükselen tazminat ödemeleri ile karşı karşıya kalıyor. Bu durumda bankalar kredi temerrüt oranlarında artışa maruz kalırken teminat değerlerindeki düşüş ile varlık portföylerinde değer kayıplarına tanık olabiliyor.

Enerji Maliyetleri Üzerindeki İklim Değişikliğinin Finansal Etkileri

Enerji maliyetleri üzerinde iklim değişikliğinin finansal etkileri çift yönlü olarak ortaya çıkıyor. Enerjide oluşan arz ve talep baskı oluştururken aşırı sıcaktan soğuğa geçen talebin artışı hidroelektrik üretiminde azalmaya sebep oluyor.

Farklı bir açıdan konuya yaklaştığımızda iklim politikaları fosil yakıt kullanımında azaltmayı öne çıkarırken karbonsal maliyetler ve yakıt fiyatları da değişkenlik gösterebiliyor.

Tüm bu süreçte işletmelerin enerji maliyetleri daha çok volatil hale geliyor. Bu durum uzun vadede yüksek maliyet riskini açığa çıkarıyor. Enerji üzerine yoğunlaşmış her türlü sektör maliyet yapılanmasında yeniden düzenlemelere gidebiliyor.

Tüm bunların ötesinde enerji dönüşümündeki yatırımlar işletmeler için maliyet tasarrufunu tetikliyor. Yenilenebilir enerji yönelik alımlarda karbon nötr tedarik anlaşmalarının işletmelere sunduğu fiyat istikrarı öne çıkıyor.

Stratejik açıdan yaklaştığımızda enerjideki riskleri yönetmeyi sağlayacak her türlü şirketin rekabete yönelik dezavantajı açığa çıkıyor. Beraberinde maliyette kontrol ve itibarda avantaj meydana getiriyor.

Şirketler İçin İklim Değişikliğinin Finansal Etkilerini Azaltma Yöntemleri

İklim değişikliğinin finansal etkilerini azaltma yöntemleri

Şirketler için iklim değişikliğinin finansal etkileri azaltma yöntemleri oldukça fazladır. Üç farklı başlıkta sürece yaklaşılabilir. Finansal risklerin transferi uyum ve adaptasyon süreci öne çıkar.

Karbon emisyonunda düşürmeye odaklanan ilk yöntemde enerjide verimlilik, tedarik sisteminde yönetimsel uygulamalar ve yenilenebilir enerji kullanımında maliyetlerden tasarruf edebilme amaçlanıyor.

Bu durum uzun vadede karbon maliyetlerinde azalmayı tetiklerken pazarda oluşabilecek riskleri de sınırlandırıyor. Uyum sürecinde alınabilecek önlemler kategorisinde işletmelere fiziksel risklerden korumayı sağlayacak farklı bağlantılar açığa çıkıyor.

Özellikle fiziki altyapının güçlendirilmesi ve iklim değişikliğinin finansal etkileri karşı dayanıklı bir tedarikçi ağı oluşturmak hedefleniyor. Finansal riskleri farklı yöne transfer edebilme yönteminde daha çok kalan risklerin piyasaya aktarılması fikri benimseniyor.

Bu sayede finansal açıdan oluşabilecek mali şokların önüne geçilerek zararlar hafifletilebiliyor. Bu süreçte her türlü alınan önlem ve mekanizma şeffaflığı tetiklerken şirketlerin yatırımcı güvenini korumayı sağlıyor ve etkin bir uyum yatırım kararı alınmasını hızlandırıyor.

Gelecekte İklim Değişikliğinin Finansal Etkileri Nasıl Şekillenecek?

Yakın gelecekte iklim değişikliğinin finansal etkileri daha çok dinamik bir temel üzerinde şekillenecek.

Fiziksel açıdan oluşabilecek risklerde artış beklenirken geçiş sürecinin hızlanması olası gözüküyor. Fiziksel riskler arttıkça daha çok maliyetli afetler açığa çıkacak. Bu durum ekonomik olarak sarsıntı sürecini beraberinde getirecek gibi gözüküyor.

Bu duruma paralel hükümetlerin ve piyasanın karbon nötre geçiş sürecindeki risklerin daha belirgin hale gelmesi olası gözüküyor. Her açıdan baktığımızda sermaye akışında oluşan yeniden konumlandırma süreci tüketici taleplerini ve sigorta piyasalarında etkileyecek gibi gözüküyor.

Böyle bir ortamda adaptasyon yatırımları yapamayan şirketler finansal açıdan ve operasyonel faaliyetler açısından da farklı dezavantajlar yaşayabilecek. Peki daha başka neler olabilir?

Piyasada evrimleşme süreci başlarken yeni finansal ürünlerin ortaya çıkması bekleniyor. Bu ürünlerin genellikle iklim türevleri, adaptasyon tahvilleri, yeşil teknoloji, karbon kredisi gibi farklı türevlerde oluşması olası gözüküyor.

Sigorta piyasalarında başlayan bu büyüme, süre içinde düzenleyicilerin daha şeffaf bir hale bürünmesi ve iklimle alakalı her türlü finansal açıklamada bir standart uygulanması bekleniyor. Bu durum yatırım kararlarının daha çok veri odaklı hale gelmesini tetikleyecek gibi gözüküyor.

Şirketlerin yakın gelecekte finansal sağlığı daha çok iklim riskinin ne kadar erken ya da etkin olmasıyla bağlantılı olacağı söyleniyor. Bu durumda stratejisini erken uygulayanlar riskten korunduğu gibi yeni fırsatlarla karşılaşabilir hale gelecek.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere,

Anıl UZUN