2026 ve Sonrası İçin Küresel Fintech Eğilimleri

Küresel fintech eğilimleri 2026 yılında da gündem olmaya devam ediyor. Fintech, yani finansal teknolojiler kavramı en basit haliyle bankacılık, yatırım, ödeme ve sigorta gibi finansal hizmetlerin teknolojiler yardımıyla daha erişilebilir hale getirilmesi anlamına geliyor.

Günümüzde bu teknolojiler sıklıkla tercih edilse de ilerleyen zamanlarda özellikle 2026 ve sonrası için küresel fintech eğilimlerinde büyük değişim ve dönüşümler meydana gelecek.

2026 yılı ve sonrasını değerlendirdiğimde, yapay zekânın da etkisiyle birlikte küresel fintech eğilimlerinin bambaşka bir noktaya evrileceğini söyleyebilirim. Bu aşamada özellikle dolandırıcılık tespit işlemleri, açık bankacılık ve sanal asistanlara dikkat çekmek istiyorum.

Konuya dair tüm bilgilere ulaşmak için bugünkü yazımı okumaya devam edebilirsiniz. Hazırsanız başlayalım.

Küresel Fintech Eğilimleri 2026 Ve Sonrasında Neleri Değiştirecek?

Küresel fintech eğilimleri neleri değiştirecek

Fintech, resmen bize fark ettirmeden hayatımızın içine dahil oldu. Pek çok alana sessizce sızdı ve günlük yaşantımızın bir parçası olmayı başardı. Benim hayatıma dahil olmadı diye düşünüyorsanız yanılıyor olabilirsiniz.

Çünkü mobil bankacılıktan dijital ödemelere, online yatırım fırsatlarından sigorta işlemlerine kadar pek çok işlem birkaç tıkla kolayca yapılabiliyor. Eğer siz de bu hizmetlerden yararlanıyorsanız farkında olmadan fintech eğilimlerinin içine dahil olmuşsunuz demektir.

2026 ve sonrasını değerlendirdiğimde tüm bu küresel fintech eğilimlerinin finans sektörünün yanı sıra kullanıcı alışkanlıklarını da etkileyeceğini söyleyebilirim. Bu noktada ilk aşamada finansal hizmetlere erişim biçimi değişecek. Peki, bu ne demek? Hemen açıklayayım.

Geleneksel bankacılık süreçleri resmen rafa kaldırılacak. Kredi değerlendirmeleri daha iyi bir şekilde gerçekleştirilecek, yapay zekâ destekli sistemler kurulacak, kişiye özel finansal hizmetler sunulacak. Ödeme sistemleri de elbette bu köklü değişimden nemalanacak.

Dijital cüzdanlarda artış göreceğiz. Temassız ödeme yöntemleri küresel ölçekte daha da fazla alana yayılacak diyebilirim. Durum böyleyken elbette tüm hayatımız kökten değişecek. En basiti fiziksel kartların yerini mobil uygulamalar alacak.

Artık insanlar sınır ötesi para transferlerini kolayca gerçekleştirebilecekler ve bunun için yüksek meblağlar ödemeleri gerekmeyecek. Özellikle uluslararası ticaret için bu durumun son derece avantajlı olacağını söylemem doğru olacaktır.

Dijital Bankacılıkta Küresel Fintech Eğilimleri Nasıl Şekilleniyor?

Hayatta her şey beklentiler üzerine şekillenir. Şöyle bir etrafınıza bakmanızı istiyorum. Akşam yiyeceğiniz yemekten insanların size nasıl davranacağına, patronunuzun yapacağı maaş zammından arkadaş ortamınıza kadar her şey beklentileriniz doğrultusunda şekil alır.

Dijital bankacılık ve fintech ekosistemi de beklentiler üzerine kuruludur. Küresel ölçekte fintech eğilimleri, kullanıcı beklentileri, regülasyonlar, teknolojik gelişmeler ve ekonomik koşullar doğrultusunda şekillenir.

Bu eğitimlerin merkezine baktığımda kişiselleştirilmiş hizmetler sunma arzusunun bulunduğunu belirtebilirim. Çünkü günümüz kullanıcı artık herkes için aynı hizmeti kabul etmiyor. Dijital bankacılıkta küresel fintech eğilimleri ise bu beklentiyi en iyi şekilde karşılıyor.

Yapay zekâ ve veri analitiğini kullanarak dijital bankacılığın omurgasını inşa ediyor. Bankalar, kullanıcıların harcama alışkanlıklarını, risk profillerini ve finansal davranışlarını analiz ediyorlar. Yapılan analizler sonucunda ise kişiye özel krediler, tasarruf ve yatırım önerileri sunabiliyorlar.

Söz konusu hizmet sizce de çok cazip değil mi? Fintech eğilimlerini şekillendiren bir diğer unsur ise açık bankacılık oluyor. Küresel fintech eğilimlerinde açık bankacılık, rekabet ortamını artırıyor. Kullanıcılar artık çeşitli bankalardaki hesaplarını tek bir uygulama üzerinden yönetebiliyorlar.

Mobil odaklı bankacılık da adeta zorunluluk haline geliyor. Özellikle genç yaş grubu yani Z kuşağı olarak adlandırdığımız yeni nesil, banka şubesi kavramından hiç hoşlanmıyor. Bu nesli yakalamanın yolu ise mobil odaklı hizmetlerden geçiyor.

Hızlı hesap açılışı, anlık ödeme çözümleri ve dijital cüzdanlar da dijital bankacılıkta küresel fintech eğilimlerini büyük ölçüde şekillendiriyor. Ancak unutmayın ki her bir gelişim ve değişimin temelinde beklentiler yer alıyor.

Yapay Zekâ Etkisiyle Küresel Fintech Eğilimleri Nasıl Dönüşüyor

Yapay zekânın hayatımızda değiştirmediği ve dönüştürmediği herhangi bir alan olduğunu düşünüyor musunuz? Hayır dediğinizi duyar gibiyim. Ben de sizin gibi yapay zekânın hayatımızın en güçlü kırılma noktalarından biri olduğunu düşünüyorum.

Bir yatırımcı gözüyle değerlendirdiğimde bu denli büyük bir tetikleyicinin küresel fintech eğilimlerini de temelden sarstığını söyleyebilirim. Çünkü yapay zekâ artık fintech için destekleyici bir araç olmaktan çıktı.

Yani yan rolleri bıraktı ve resmen başrol haline geldi. İlk olarak risk analizi ve kredi değerlendirme süreçlerini kökten değiştirdi. Geleneksel bankacılıkta kredi kararları çoğu zaman sınırlı sayıda veriden faydalanarak verilirdi. 

Yapay zekâ devreye girer girmez bu durumu değiştirdi ve kullanıcıların daha adil bir şekilde değerlendirilmesini sağladı. Artık çok daha geniş ve alternatif veriler analiz edilerek doğru kararlar verilebiliyor.

Bu sayede pek çok kullanıcının krediye erişim şansı artıyor ve temerrüt riski de daha sağlıklı bir şekilde yönetilebiliyor. Küresel fintech eğilimlerine yapay zekâ dokunuşunun gelmesiyle birlikte dolandırıcılık tespiti de daha kolay bir hal aldı.

Farkındaysanız artık yapay zekâ sayesinde şüpheli işlemler saniyeler içinde tespit edilebiliyor. Küresel ölçekte fintech şirketleri, bu sayede hem operasyonel kayıplarını azaltıyor hem de kullanıcıların güvenini artırıyorlar.

Tahmin edersiniz ki güven unsuru finans sektörünün olmazsa olmazıdır. Müşteri deneyimi tarafını değerlendirdiğimde ise yine kişiselleştirmeye dikkat çekmek istiyorum. Yapay zekâyla çalışan chatbotlar ve dijital asistanlar, kullanıcıların davranışlarını kapsamlı bir şekilde değerlendiriyorlar.

Bu da kimin neye ne kadar harcadığından, ayın hangi günlerinde dışarıya çıktıklarına kadar her bir detayı gözler önüne seriyor. Kişiselleştirilmiş fırsatlar ise kullanıcıların değerlendirebilecekleri avantajlar sunuyor.

Operasyonel verimlilik de yapay zekânın fintech üzerindeki önemli etkilerinden biri olarak değerlendirilebiliyor. Otomasyonlar sayesinde manuel olarak yapılan pek çok işlem rafa kalkıyor, maliyetler azalıyor ve ölçeklenebilirlik oranı da artıyor.

Sözünü ettiğim tabloya şöyle bir geriden bakmayı denemenizi istiyorum. Sizce de yapay zekânın küresel fintech eğilimlerine olan etkisi göz ardı edilemeyecek kadar fazla değil mi?

Ödeme Sistemlerinde Küresel Fintech Eğilimleri Hangi Yöne Gidiyor

Ödeme sistemleri, fintech dünyasının hızla değişen alanları arasında bulunuyor. Yani her geçen gün yeni bir özellik ekleniyor, beklentiler değişiyor ve sunulan hizmet de farklılaşıyor. Burada durağan değil dinamik bir yapıdan söz ettiğimi bilmenizi istiyorum.

Günlük hayatta kullandığımız pek çok ödeme sisteminin temelinde hız, kullanıcı deneyimi ve maliyet yer alıyor. Bu süper üçlüden biri dahi sekteye uğrarsa sistemde değişikliğe gidilmesi gerekiyor.

Peki, ödeme sistemlerinde küresel fintech eğilimleri hangi yöne gidiyor? 

  • Temassız ve mobil ödeme imkanları yaygınlaşıyor. Bazı ülkelerde kartla ödemenin yavaş yavaş tarihe karıştığını bile söyleyebilirim. İnsanlar artık telefon ve akıllı saatlerini kullanarak QR kod üzerinden ödeme işlemlerini gerçekleştirebiliyorlar. Otobüslerde bile bu durumla karşı karşıya kalmanız mümkün.
  • Gerçek zamanlı ödeme sistemleri yaygınlaşıyor. Bu ne demek? diye sorabilirsiniz. Artık para gönderirken ‘hesabınıza yarın geçer’ gibi bir kuralla karşılaşmıyorsunuz. Anında transfer işlemleri gerçekleşiyor ve nakit akışı hızlanıyor.
  • Dijital cüzdanlar her geçen gün güçleniyor. Kullanıcılar harcamalarını, ödemelerini ve yatırımlarını tek bir noktadan yönetebiliyorlar.
  • Sınır ötesi ödemelerde maliyet düşüyor ve hizmet hız kazanıyor. Küresel fintech eğilimleri, yüksek komisyonlu para transferlerini de odak noktası haline getiriyor. Blockchain ve alternatif ödeme alternatifleri sunması para transferlerinin daha düşük komisyonlarla yapılabilmesini sağlıyor. İnanın bu durumun önemi sandığınızdan daha fazla.
  • Şimdi al sonra öde modelleri de yaygınlık kazanıyor. Eğer BNPL yani ‘Şimdi al, sonra öde’ yöntemleri hakkında bilginiz yoksa bir önceki yazımı okuyabilirsiniz. Orada bu hizmetten detaylı bir şekilde bahsettim. Aynı bilgileri tekrarlayarak sizi sıkmak istemiyorum ancak BNPL’nin yaygınlaşması demek kredi kartlarına yeni bir alternatifin çıktığını gösteriyor. Bu durum ise e-ticarette ödeme alışkanlıklarını büyük ölçüde değiştiriyor.
  • Güvenlik ve biyometrik doğrulama işlemleri de önem kazanıyor. Artık pek çok şirket, kullanıcılardan parmak izi, yüz tanıma ve davranışsal analizler talep ediyor. 

Konuyu çok da uzatmadan özetlemem gerekirse ödeme sistemlerinde küresel fintech eğilimleri, daha hızlı ve kullanıcıyı yormayan bir noktaya doğru evriliyor.

Açık Bankacılıkta Küresel Fintech Eğilimleri Ne Kadar Belirleyici?

Açık bankacılıkta küresel fintech eğilimleri

Açık bankacılık, son yıllarda fintech ekosisteminde en çok tartışılan ve konuşulan konulardan biri. Bir yatırımcı gözüyle baktığım zaman bankacılığın sadece teknik birkaç detaydan oluşmadığını, rekabet dinamiklerinin gerektirdiği stratejileri de içerdiğini söyleyebilirim. 

Bu yüzden küresel bankacılık eğilimlerine baktığımda açık bankacılığın bu dönüşümde ne kadar büyük bir etkisi olduğunu net bir şekilde görüyorum. Açık bankacılık ,bankaların müşterilerinden izin alarak sahip oldukları finansal verileri üçüncü uygulamalarla paylaşması anlamına geliyor.

Kafa karıştırıcı olduğunu biliyorum. Daha açık olmam gerekirse, bu durum kullanıcıların finansal hayatlarını tek bir platform üzerinden yönetilmeleri anlamına geliyor. Yani kullanıcıların hesap bilgileri, harcama alışkanlıkları, ödeme geçmişleri ve kredi eğilimleri çeşitli kurumlarla paylaşılıyor.

Bu durum ise kullanıcı deneyimini ciddi oranda iyileştiriyor. Küresel ölçekte açık bankacılığın yaygınlık göstermesi ise fintech girişimleri için büyük bir fırsat oluşturuyor.

Geleneksel bankacılığın tekelinden kurtularak geliştirilen uygulamalar, bütçe yönetimi, kişisel finans, yatırım ve ödeme inovasyonlarını hızlandırıyor. Artan rekabet ise hizmetlerden alınan kaliteyi yükseltmesinin yanı sıra maliyetlerin de düşmesini sağlıyor.

Burada atlamamak gereken bir noktaya değinmek istiyorum. Evet, kullanıcıların kaliteli ve kapsamlı bir hizmete ulaşmaları harika bir olay ancak güvenlik olmazsa olmaz. Güvenlik ise regülasyonlar yani önceden belirlenen kurallar doğrultusunda sağlanıyor. 

Özellikle Avrupa’daki PSD2 gibi düzenlemeler, açık bankacılığın önünü açarken veri güvenliğinin de sağlanmasına katkıda bulunuyor. Bu sayede güvenlik açıkları önleniyor ve sağlıklı bir ortam oluşturuluyor.

Regülasyonlar Küresel Fintech Eğilimleri Üzerinde Nasıl Etki Yaratıyor?

Fintech dünyasında hız ne kadar önemliyse regülasyonlar da bir o kadar öneme sahip. Uzun yıllardır sistemin içinde yer alan bir yatırımcı olarak değerlendirdiğimde regülasyonları sadece uyulması gereken kurallar bütünü olarak göremiyorum.

Aksine hangi iş modellerinin yürüyebileceğini gösteren hangisinin ise kaybolmaya mahkum olduğunu belirleyen bir çerçeve olduğunu düşünüyorum. Elbette küresel fintech eğilimleri de büyük oranda bu çerçeveye göre şekilleniyor.

Peki, regülasyonlar küresel fintech eğilimleri üzerinde nasıl etki oluşturuyor?

  • Regülasyonlar, bir güven inşa eden zemin gibidir. İnsanlar doğaları gereği kurallarla çevrili bir yaşam sürdürmeyi severler. Regülasyonlar da bu sistemin kurallarını oluşturarak insanların güvenini besler. Tüketici haklarını netleştirir, para aklamayla mücadele eder ve veri güvenliğini sağlar. Bu durum ise güven ve istikrar ortamını beraberinde getirir.
  • İnovasyonları yönlendirir ancak durdurmaz. Doğru şekilde kurgulanan regülasyonlar, inovasyonları yavaşlatır ve yönlendirir. Bu noktada açık bankacılık ve dijital ödeme sistemlerinin iyi birer örnek olduklarını söyleyebilirim.
  • İnovasyonlar, pazara giriş bariyerlerini de belirlerler. Lisanslama, sermaye yeterliliği ve raporlama alanındaki zorunluluklar, kimlerin pazara giriş yapabileceğinin sınırını çizer. Bu durum elbette küçük şirketlerin hoşuna gitmeyebilir ve zorlayıcı görülebilir ancak sektörün kalitesini yükselttiği açıktır.
  • Fintech-banka iş birliklerini artırır. Regülasyonlar sayesinde geleneksel bankalar fintech şirketleriyle çeşitli iş birlikleri yapmak isterler. Bu da ölçeklenebilirliği artıran faktörler arasında yer alıyor demek doğru olacaktır.

Tüm bunların yanı sıra sınır ötesi büyümeyi etkilediğini ve kullanıcı deneyimlerini dolaylı yoldan olsa da şekillendirdiğini söyleyebilirim. Özetlemem gerekirse bu kurallar, küresel fintech eğilimlerini frenliyor gibi görünse de doğru kullanıldığında adeta yol gösteren bir pusula halini alıyor.

Siber Güvenlikte Küresel Fintech Eğilimleri Hangi Riskleri Öne Çıkarıyor?

Fintech ekosistemi büyüdükçe siber saldırı ve dolandırıcılık riski de artıyor. Şöyle düşünürseniz bana hak vereceğinizi biliyorum.

Bir insanın evinde kilolarca altın bulunsun, aynı apartmandaki bir diğer kişinin evinde ise birkaç gram altın olsun. Diğer tüm koşullar aynı olsa da hangisine saldırı oranı daha yüksektir? Tam da tahmin ettiğiniz gibi ilk eve olacak saldırı ihtimali daha yüksektir.

İşte tam olarak bu noktada devreye güvenlik önlemleri giriyor. Fintech ekosistemi büyüdükçe ve dijitalleşme arttıkça, siber güvenlik de olmazsa olmaz bir hal alıyor. İtibar, büyüme, sürdürülebilirlik ve daha pek çok detayı içinde bulunduran siber güvenlik, adeta sistemi sarmalıyor .

Gelin size siber güvenlikte küresel fintech eğilimlerinin hangi riskleri öne çıkardığından da bahsedeyim.

Riskler şunlar;

  • Açık bankacılık ve API tabanlı sistemler yaygınlık gösterdikçe, müşteri verilerinin üçüncü kişilere yayılma olasılığı da artıyor. En ufak bir güvenlik açığı dahi milyonlarca kullanıcının veri sızıntısı yaşamasına neden olabiliyor.
  • Kullanıcı deneyimi ne kadar dijitalleşirse, insan hatasından kaynaklanan saldırıların potansiyeli de o kadar artış gösteriyor. Sahte e-postalar ve mesajlarla karşılaşma olasılığı da artıyor.
  • Fintech sistemleri artık pek çok servisle entegre bir şekilde çalışıyor. Bu durum da zayıf korunan API, tüm ekosistemin riske girmesine neden olabiliyor.

Öne çıkan riskler arasında gerçek zamanlı ödeme sistemlerinin suistimal edilmeleri, bulut altyapılarına bağımlılık durumu ve yetersiz regülasyonların yanı sıra itibar kaybı da öne çıkıyor.

Hal böyle olunca teknoloji ve hizmetler ne kadar iyi olursa olsun güvenliğe yatırım yapmayan şirketlerin uzun ömürlü olmaları imkansızlaşıyor. Çünkü kaba tabirle diğer tüm şartlar iyi olsa da hiçbir kullanıcı güvende hissetmediği evde uykuya dalmıyor.

Yatırımcılar İçin Küresel Fintech Eğilimleri Hangi Fırsatları Sunuyor?

Küresel fintech eğilimleri, yatırımcılar için adeta bulunmaz bir nimet haline geldi. Bundan birkaç sene önce bunu net bir şekilde söyleyemeyecek olsam da bugün gönül rahatlığıyla dile getirebiliyorum çünkü çok bir büyük bir potansiyele sahip.

Hatta ve hatta bu kadar rekabete rağmen trendleri doğru bir şekilde yakalayan yatırımcılar için hâlâ güçlü fırsatlar sunduğunu söyleyebilirim.

Peki, nedir bu fırsatlar?

  • Hızlı ölçeklenebilme imkanı sunuyor.
  • Yüksek katma değer sağlıyor.
  • Gerçek zamanlı ödeme imkanı sunuyor.
  • İstikrarlı gelir modelleri yaratıyor.
  • Uzun vadeli yatırım imkanı sağlıyor.
  • Kurumsal yatırımcıların ilgisini çekiyor.

Özellikle yatırımcılar açısından baktığımda bu avantajların son derece önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Veri odaklı ve regülasyonlara dayalı iş modellerini erkenden yakalayabilenlerin bu fırsatları iyi bir şekilde değerlendirebileceklerini düşünüyorum.

Finansal Kapsayıcılıkta Küresel Fintech Eğilimleri Nasıl Genişliyor?

Finansal kapsayıcılıkta küresel fintech eğilimleri

Finansal kapsayıcılık, fintech ekosisteminin en önemli ayaklarından biri olarak öne çıkıyor. Bugün konuya dair hiçbir fikri olmayan insanlar dahi ufak bir araştırmayla bu bilgiye ulaşabilirler.

Çünkü artık finansal hizmetlere erişmek için herhangi bir banka şubesine tıkılı kalmaya gerek yok. Fintech çözümleri sayesinde milyonlarca insan finansal sistemlerle tanışıyor.

Bir akıllı telefon ve saat aracılığıyla para gönderme, ödeme yapma, birikim oluşturma ya da kredi çekme gibi pek çok hizmete erişim sağlanabiliyor. Özellikle banka hesabı olmayan ya da geleneksel bankacılığı aktif olarak kullanamayanlar için vu durum oldukça fazla avantaj sağlıyor.

Çünkü sistem düşünülenden daha hızlı ve basit bir şekilde işliyor. Mobil bankacılık uygulamaları ve dijital cüzdanlar, finansal kapsayıcılığın en somut örnekleri oluyor. Kullanıcılar, karmaşık ve zor süreçlere odaklanmadan hesap açabiliyor ve işlemlerini kolayca gerçekleştirebiliyorlar.

Alternatif kredi değerlendirme yöntemleri ise ihtiyaç duydukları kredilere kısa sürede, adil bir şekilde ulaşmalarına imkan tanıyor.

Geleceğe Bakışla Küresel Fintech Eğilimleri Nasıl Evrilecek?

Yazımın sonuna gelirken size gelecekte bizi nelerin beklediğini, küresel fintech eğilimlerinin hangi noktaya evrileceğini de açıklamak istiyorum.

Bence bugün gözümüzün önünde olan pek çok işlem gelecekte artık daha arkaplana geçecek. Yani, hayatımıza daha çok entegre olacak, görünmez ve kullanıcı odaklı bir yapı haline gelecek. Kullanıcılar kendisini anlayan ve ihtiyaçlarına yönelik hareket edecek sistemlere sahip olacaklar.

Elbette bu aşamada yapay zekânın etkisi büyük olacak. Açık bankacılık ise tek bir çatı altında toplanır diye düşünüyorum. Kullanıcılar finansal yönetimlerini tek çatıda, sade ve şeffaf bir şekilde yapacaklar.

Tüm bunlar gerçekleşirken sınır tanımayan çözümler de elbette olması gereken haline gelecek. Yani bir lüks ya da yenilik olmaktan çıkıp finans dünyasının vazgeçilmez bir parçası olacak.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere,

Anıl UZUN