Finansal Tabana Erişim Bankacılık Hizmetlerindeki Boşluğu Kapatabilir Mi?

Finansal istikrarın sağlanması için olmazsa olmazlardan olan koşul, finansal sisteminin sağlıklı bir şekilde işlevinin yerine getirmesidir. Önceki süreçlerde yaşanan finansal krizler, finansal açıdan istikrarın sağlanmasına yönelik alınan dersler örnek gösterilebilir.

Gelişen ülkeler, finansal istikrarı sağlama konusunda finansal tabana yayılmayı odaklayarak yeni yollar aramaya başlamıştır. Ekonomik ve finansal gelişim stratejisi olarak finansal tabana erişim tabana yayılma hedefidir. 

Finansal tabana erişim için öne çıkan nokta, ihtiyaç duyulan finansal alandaki hizmetlerin birey ve şirketlerin ihtiyaç haline geldiği finansal ürünlere kolay bir şekilde erişim sağlamaktır. Kolay erişimin yanı sıra etkin bir biçimde kullanılmasına da fırsat sunar.

Gerek bireysel açıdan gerekse işletmeler açısından ürünlerden faydalanmak için gerekli bilgi ve deneyime sahip olmak ta gerekir. Finansal hizmetlere erişim sağlamak, finansal tabana erişim sağlamak anlamına gelmez. Bu noktada finansal hizmetlerin kaliteli olmasının yanı sıra düzenli bir şekilde de sunulması önemlidir.

Yetersiz Hizmet Alan Nüfuslar İçin Finansal Katılım Ne Anlama Geliyor?

katılım bankacılığı

Global anlamda finansal tabana erişim için belirlenen stratejiler Finansal Tabana Yayılma Eylem Planı ilk kez Güney Kore’de ortaya çıkmıştır. Seul Liderler Zirvesinde Finansal Tabana Yayılma Küresel İşbirliği ile güçlendirilmiştir.

Finansal istikrarın finansal tabana erişim ile güçlü bir ilişki içerisindedir. Bu noktada bir dizi çalışmalar finansal kapsayıcılık açısından finansal istikrar üzerinde etkili olacağı düşüncesi yaygın. 

Finansal istikrar ile finansal tabana erişimde 150’den fazla ekonomi baz alınarak yapılan ilk çalışmalar ile kanıtlanmıştır. Gerçekleştirilmiş olan bu çalışmalar ile küçük ve orta ölçekli işletmelere sunulan kredilerdeki artış, takipteki alacaklara etki ederek azalmasına fırsat sunmuştur. 

Finansal katılım, finansal istikrara birçok katkıları mevcuttur. Banka varlıklarında sağlanan çeşitlilik ile küçük firmalara sağlanan ödünçlerin arttırılması, bankalar tarafından sunulan kredi portföyündeki risk seviyesinde azalma örnek gösterilebilir. Bireylerdeki borçluluk oranın azalması, risk düzeyindeki olumlu azalmaları olumlu katkı olarak ilave edilebilir.

Birbirine benzer farklı risklerin aralarındaki bağlantıların da azalması ilave edilecekler arasında yer alır. İlave olarak küçük tasarruf sahiplerinin artması, kriz sürecinde bankalara olan finansal bağlığı önemli derecede düşürmüştür. 

Mevduat hacimlerinde, istikrarın sağlanması konusunda artışlarda olumlu etkiler arasında yer alır. Para politikalarındaki aktarım mekanizmaları finansal tabana erişim için kolaylık sağlar.

Fintech Şirketleri Finansal Erişimi Nasıl Artırıyor?

Finansal teknoloji olarak adlandırılan fintech, finansal hizmetleri iyileştirme adına insanların teknoloji ile entegrasyonunu sağlamak için teknolojiden yararlanmadır. Daha ziyade yeni finans endüstrisi olarak da tanımlamak doğru olur.

Bünyelerinde barındırdıkları teknolojik güç ile geleneksel hizmetlerle rekabet eder. Ortaya çıkan bu rekabet sonucu fintech girişimleri dünya genelindeki kişilerin hayatlarını kolaylaştırarak zamandan ve mekândan tasarruf sağlar. 

İlk planda geleneksel finans hizmetlerinin teknolojik versiyonu olarak görülen fintech uygulamaları, günümüze gelinceye kadar birçok değişiklere uğramıştır. Bugün ise gelinen nokta beklentilerin çok ötesine taşınmıştır.

Dünya genelinde mobil uygulama ile internetin birçok alanda yaygınlaştırılması, etki alanların da genişlemesine imkân tanımıştır. Fintech girişimleri yapmış oldukları yatırımlar bu durumu ispatlar niteliktedir. 

fintech

Mobil Bankacılık Hizmetleri Finansal Erişimde Nasıl Bir Rol Oynuyor?

Günümüz teknolojisinde finansal teknoloji alanında yer alan gelişmeler ışığında sunulan finansal hizmetlerdeki çeşitlilik ve kalite her geçen daha da artmaktadır. Bu gelişmelerde fintech ekosistemin rolü oldukça fazladır.

Dünya genelinde finansal teknoloji sektöründeki faaliyetlere imza atan fintech girişimleri mobil bankacılık hizmetlerini finansal erişime sunarak etkin rol oynamaya başlamış, bu sayede yeniliğe açık, hızlı ve müşteri odaklı ürün ve hizmet sunumuna başlatmıştır. 

Finans sektörü ve bankacılık sektörüne yeni bir bakış açısı getirerek, bankaların ve finans alanında hizmet sunan kurumların uyguladıkları geleneksel iş modellerini kökten değiştirmiştir.

Finansal tabana erişim noktasında son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere birçok Avrupa ülkelerinde finans sektörünün inovatif teknolojileri kullanarak hizmet sunmasına olanak tanımıştır. Bu amaçla yeni iş modellerinde öne çıkan fintech girişimcilerinin sayısında da artışlar görülmüştür. 

Fintech girişimleri tarafından sunulan hızlı hizmet anlayışı ve ürün geliştirme yeteneği bankalara nazaran daha hızlı ve daha kolay erişim imkânı maliyetlerin düşmesine etki eder.

Finans kurumları ve bankalar tarafından sağlanan birçok ürün ve hizmet fintech girişimleri tarafından kolaylıkla sağlanabiliyor. Bankalar ve finansal kurumlar tarafından sunulmayan veya sunulamayan ürün ve hizmetlerin birçoğu yakın zamanda fintech girişimleri tarafından mobil bankacılık hizmeti olarak sunulmaya başlaması muhtemel görünmektedir.

Hükümetler Ve STK’lar Finansal Katılımı Nasıl Teşvik Edebilir?

Gerek hükümetler gerekse Sivil Toplum Kuruluşları finansal katılım noktasında yasal süreci işletme noktasında gelişen ihtiyaçlara göre çalışmalar yürütmektedir. Girişimcilerin sorunları göz önüne alındığında finansal katılım, bilgi yetersizliği, pazarı yeter kadar analiz edememe, odaklanma sorunu gibi birçok etmenler öne çıkmaktadır.

Son yıllarda dünya genelinde girişimcilik ve inovasyon kavramı iç içe geçmiş kavramlar olarak karşımıza çıkıyor. Yaratıcı, ezber bozan fikirlerin gerek kamu sektörü ve özel sektör aracılığı ile gerekse Sivil Toplum Kuruluşları aracılığı ile desteklendiği bir karma sistemin temel yapı taşı haline gelmesi amaçlanmaktadır.

Bu noktada dezavantajlı grupların çalışma hayatına kazandırılması, öncelikle işsizliğin azalmasına önemli katkı sağlayacaktır. Bu noktada kullanılan politika araçları bu amaçları gerçekleştirmek için devlet tarafından teşvik ve desteklerin artırılması önemlidir. 

Bu amaç ile girişimcilik ruhunun öne çıkması için daha çok devlet teşviklerinin ve desteklerinin arttırılmaya çalışılmalıdır. Resmî gazetede yayınlanan değişiklik ile Gelir Vergisi Kanunu’nda düzenlemeler yapılarak genç girişimcilere kazanç istisnası getirilmiştir.

Söz konusu olan düzenleme ile ilk defa gelir vergisi mükellefi olanlar ve 29 yaşını doldurmamış gençlere ilk 3 yıl için elde edecekleri kazançlarının belli bir kısmından gelir vergisi alınmayacağı kararlaştırılmıştır. Öne çıkan bu destekler işletmesini kuran girişimcilerin ayakta kalmasına imkân sağlayacaktır.

Finansal Tabana Yayılma Bankalar İçin Kârlı Bir Çaba Mı?

Küreselleşmenin yanı sıra dijitalleşmenin de hızlanması gerek bireysel gerekse ticari müşterilerin finansal ürünleri kullanma alışkanlıklarında değişimler yaşanmıştır. Finansal kurumlar bu inanılmaz değişimler sürecinde rekabet ortamında bulunmak için yeni ürünler geliştirmeye odaklanarak, müşterilerinin kültürel alışkanlıklarını değiştirmiştir. 

Yatırım tercihleri ve iş yapma süreçleri, ülkelerin kültür ve geleneklerini yansıttığı için bu alışkanlıklara uygun olmayan finansal ürünlerin geliştirilmesi bankalar için karlı bir caba olmasından ziyade tabana yayılmaması noktasında en büyük engel teşkil etmiştir.

Finansal tabana erişim, bankaların ekonomideki fon akışını sağlamanın yanı sıra, kaydi para oluşturma, para ve maliye politikalarına yön vermede yardımcı olma, gelir ve servet dağılımında etkili yönetim gibi etkenler ekonomik açıdan önemli fonksiyonlara sahiptir. Bankalar için finansal tabana yayılma bankacılık sektörünü güçlü yapmasının yanı sıra, ülke ekonomisinin de güçlü olmasına katkı sağlar. 

Finansal tabana yayılma, belirlenmiş koşulların sağması noktasında finansal istikrarsızlık için etken olabilir. Borçlanma kalitesini düşürme, kredi havuzunun genişlemesi, eşik altı krediler nedeni ile krize neden olması sonucu finansal istikrarsızlık öne çıkabilir.

Küçük gelir gruplarını etkileyecek şekilde bankalar tarafından kredi derecelendirmesinin yapılması, bunu sağlamak için kendi amaçlarına yönelik kullanım da finansal istikrarsızlığa etken olabilir. 

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere,

Anıl UZUN